Karganın Günlüğü

Karganın Günlüğü

19 Mart 2011 Cumartesi

Herkes Elinde Tuttuğuyla Kalır...

“…karşılaşırsınız. otobüste cam kenarında oturuyorsunuzdur. o, durakta biraz üşüyerek bir başka otobüs beklemektedir. gözgöze gelirsiniz bir an. inanılmazdır, ama onu seversiniz. ona sarılıp her şeyinizi anlatmak, paylaşmak, dudaklarına masum öpücükler kondurmak istersiniz. sonra, o da kaldırır başını. 'işte' dersiniz, 'bu
insan! bu insan, benim koskoca bir hayatı birlikte götürmeyi arzuladığım.' yerinizden doğrulup kapıya doğru yürümek hissi.. birdenbire, otobüs kalkar. tüm düşünceleriniz dağılır. o, geride, durakta kalır. belki bütün hayatınızı değiştirecek bir tutku, tatsız hatıralar eşliğinde ufalanır. herkes elinde tuttuğuyla kalır.”

Hayır, bunu ben yazmadım. Küçük İskender’in Beş Bej Bez Afiş kitabından bir pasaj. Ahmakça kaybedilen aşkları böyle yalın, böyle dokunaklı anlatabilmek de apayrı bir maharet.

Bir şiirin dizelerine kategori yükseltip, yazının ağır siklet klasmanında okuyucuyu pataklamaya yeltenmek..

Herkes birgün muhakkak elinde tuttuğuyla kalacaktır. Kadın veya erkek hatta sevmesem bile eşcinseller dahi aşkın üzerine sifonu çekebilecek kadar şapşallaşabilir.

İnsanı hayvandan ayıran başlıca özellik zekası ise diğeri de budalalılığını meziyet saymasıdır.

Zaten bu yüzden herkes elinde tuttuğuyla kalır!

…Hani O giderken adım adım senden uzağa, öyle mal gibi bakakalırsın ya! İçinde bir dal kırılır. Ardından ‘Dur gitme’ diye seslenemeyecek kadar angutlaşırsın; duygularını ezip geçen ayrılığın tsunamisi, kendisini bir halt zanneden egona yenik düşer. Notalar susar. İşte o an herkes elinde tuttuğuyla kalır!

Açıp avuçlarına bakarsın ve parmaklarının arasından şelale gibi akan kum tanelerinde yitirilenlerin adlarını görürsün. Kendi kalabalığının içinde sap gibi kalakalmanı!

Coraline and Wybie - coraline-and-wyibe photo

…Hani kadın fena halde Coraline’e benzemektedir, erkek hiç de andırmasa bile Wybie karakterine aday olur ve aşkın beyazperdesinde ışıklar söner ya! Film pembe karelerle başlar; diyaloglar kadife altyazılarda nakleder tutkuyu, hasreti, sımsıkı sarılıp saçlarının kokusunu yudum yudum ciğerlerine çekmeyi ve daha bir dolu enstantaneyi... Sonra olay örgüsü gelişir, film biter, ışıklar ve hayatın coşkusu söner.. Coraline perdeyi çekerken, Wybie gözlerinin karanlığa alışmasını bekler.

Kadının efektif zekası bu yüzden erkekten daha yüksektir; tek hamle adamı olan erkek, hayatı bir satranç gibi oynayan kadının enerji yumağı misali aurasına kapılır aslında.

Filmin finali kötü çıkınca dudağını büzersin, aynı hareketi ağlamaklı olan bebekler de yapar. Demek ki insan, hayatının herhangibir yaş diliminde de olsa kaybedişlere aynı tepkiyi veriyormuş.

Gitmek değil kalmak meziyet oluyormuş bu handa.. Hancı kadehlere doldururken şarabı, yolcuya bir rehavet çöküyormuş huzurun kadrine vakıf kalabilirse…

Sen bunu bilemedin.

Hoşçakal Coraline.

NOT : Bu yazıyı Apocalyptica’dan ‘I Don't Care’ eşliğinde okumanızı tavsiye ederim. Ben öyle yazdım da…

Yazının yer aldığı web sitesine gitmek için lütfen tıklayın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder