Galatasaray’lıyım!
Fenerbahçe ile ne bir yakınlığım var.. Ne de ellerinde borazanlar, boyun damarlarını patlatırcasına galiz küfürler bağıran holiganlar gibi bir alıp veremediğim..
Olanı olduğu gibi kabullenmeyi de bilirim. Bunu söylemekteki maksadım; Fenerbahçe gibi yabancıların ‘Block buster – Gişe yıkan’ dedikleri hem spor hem de ticari bir devin karşısına geçip gülünç şovalyelik yapma derdinde olmadığımı da belgelemek!
Yani bu yazı aslında Fenerbahçe Spor Kulübü’ne kara çalmak için yazılmamıştır, hele ki taraftarı hatta üyesi onca arkadaşım olduğu halde…
Galatasaray sağlığında rahmetli Metin Oktay’a gerektiği saygı-değer-özen artık adına her ne derseniz gösterememişken, Sarı Lacivertliler efsane ismi Lefter Küçükandonyadis için bütün olanaklarını seferber etti.
Bravo! Cidden. Bunu her kim yaptıysa, kimin fikir veyahut organizasyonu ise herşeyden önce bir futbolsever olarak kutluyorum!
Tedavi gördüğü hastanede 86. Doğumgününü kutlamış, durumu iyiymiş. Ajansa düşen fotoğraflarına bakıyorum, mutlu-hınzır-tonton bir ihtiyarın tebessümünü görüyorum.
İsa seni korusun Lefter Küçükandonyadis, haftabaşında taburcu oluyorsun. Bu kısıtlı köşeye hayatını sığdırmaya çalışmayacağım elbette. Sen biliyorsun, Türkiye’nin en travmatik dönemlerinde bir gayrimüslim olarak çektiklerini. Ama bunu ötesinde bildiklerin de var elbet, o dönem hep azınlıklar için talihsizliklerle dolu gibi betimlense de aslında Müslüman veya gayri Müslim ayrımı yapılmamıştı. İslami görüşlere sahip olanlar da ezilmiş, namaz kılanlar fişlenmeye başlanmış, hatta Varlık Vergisi denen müsibet Müslümanlar’ı da kapsamıştı.
Rıdvan Akar’ın Aşkale Yolcuları kitabını bulun, alın, okuyun. Tarihin o döneminin portresini geniş bir perspektifte göreceksiniz.
Ama biz konuyu dağıtmayalım. Fenerbahçe’nin neredeyse futbol mabedi sayılan stadına ismini veren Şükrü Saraçoğlu’nun kim olduğunu hiç merak ettiniz mi?
Eski başbakanlardan biri! Kulübün eski başkanlarından biri! Tüm bilinenler bu halkın gözünde.
Ne var ki unutturulmak istenen anılarda Şükrü Saraçoğlu ‘Biz Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız’ diyecek kadar katıksız bir ırkçı…
Yüzlerce Turancı’yı canlı canlı tabutlara sokan işkenceci bir Misak-ı Milli diktatörü…
Varlık Vergisi’nin getirerek Müslümanlar, sonradan Müslüman olanlar ve özellikle de azınlıkların mallarına göz diken bir siyasi oportünist…
Ve vatan haini! çok iyi bir Almansever olan Şükrü Saraçoğlu (Bkz. Korkut Boratav, 100 Soruda Türkiye’de Devlet’çilik,Gerçek Yayınevi, İstanbul 1974), Kafkasya’daki Türki topraklarda tatbikat yapan Nazi Orduları’na yardımcı olması için Türk subaylarını göndermişti…
Ve son olarak da çalışma zorunluluğu yalnızca gayrimüslimlere uygulayan şoven milliyetçi bir sadist… (Boratav, sayfa:348 ve İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul 1994, Cilt 7, sayfa: 369)
İmralı Cezaevi’ni de kurmuştur kendisi, belki bunun için teşekkür edersiniz anısına!?
Bizde siyasi büyüklerin (!) isimlerini bulvar, cadde, sokak (isterse çıkmaz olsun) hatta neredeyse köşebaşlarına verme alışkanlığı, yalakalığı (!) var, bu huyumuzdan kurtulamıyoruz.
Gönül ister ki Fenerbahçe Stadı olsun o mabedin adı veya Lefter Küçükandonyadis Stadı veya Özgürlük veyahut Kardeşlik vs vs…
Ama lütfen bir zalimin adı değil.
Fenerbahçe, Dünya Şampiyonluğu ünvanını voleybolda da olsa cebine koymuş…
Allah’ın Brezilyalı’sına ‘Fenneybeçce’ dedirtecek kadar ismini geniş satıhlara yaymış…
Saysak saydığımızla yetinemeyeceğimiz bir kulüp.
Ben bunu bir Galatasaraylı olarak itiraf ediyorum.
O stadın ismi üzerindeki kan damlalarını görenler bilenler de benim kadar cesur olabilecek mi?
Not : Dereağzı Tesisleri’nin adı Lefter Küçükandonyadis Tesisleri’dir. Bir kez daha tebrikler Fenerbahçe!
24.12.2010
Yazının yayınlandığı websiteye gitmek için tıkla!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder