Bilsem söylerdim, sorma amacına göre yalnızca ismimi mi öğrenmekti derdin yoksa gerçekten kim olduğum muydu merakını kaynatan? Her iki durumda da cevapsızdım. Kendini ifade edememek nedir bilir misin, hayır! Asla bu durumda olmadın ve olmayacaksın da. Geçici bir hafıza kaybı değil bu; serseri bir şuursuzluk, refleksif bir karşı koyma, şımarık bir yok sayma falan da değil.
Bilmiyorum, cidden, gerçekten ve inanacak herhangi bir şeyim olsaydı üzerine yemin ederek bilmiyorum! Bu beni ne endişelendiriyor ne de korkutuyor, yalnızca üzülüyorum. O da kendi adıma değil, senin için. Benden yanıt bekliyorsun, elbette, benden seni tatmin edecek ve merakını doyuracak adamakıllı bir şeyler bekliyorsun.
Susmam, başarısızlığım mı gözünde? Öyle bakıyorsun ki bana her an her şeyi söyleyebilecekmiş gibi bir hal var üzerinde. Ne tuhaf, sen benden daha tehditkârsın şu anda. Kimliksiz ve bilinçsiz olmanın da bir lüksü var. Şurada öldürsem birini nasıl suçlayacaklar beni? Kimi suçlayacaklar ki öncelikle? Peki, nasıl bulacaklar, kimi takip ettiğini bilmezsen neyin peşinden gidersin?
Tabii ya ben bir tehlikeyim, potansiyelimde korkutuculuk var. Hâlbuki sen korkmuyorsun benden, korktuğunu korkunu bastırarak yenmek ve üste çıkmak nasıl büyük bir benlik gerektirir. Ben kendi kimlik gölümde mutlu bir balıkken, sen kendi adını okyanusuna fatih diye atıyorsun.
Sana zarar vermek mi? Yapamayacağımın da farkındasın. Beni avucunun içine almanda son halka kim olduğumu çözmek, kadınsı merakın kemiriyor sakin duruşunun sütunlarını; vakurluk tapınağın yıkılacak eğer sırrıma galip gelemezsen.
Nasılsa sustun ve benden cevap beklemeye koyuldun. Soru belli dolayısıyla istenen yanıt da bir hadi bilemedin iki tane olur. Tek doğruya spekülatif yanıtlar vermek oyalamak yada gevelemektir. İkisini de yapamayacak derecede saygım mı var sana? Zaaf? Seviyor muyum seni?
Bunu da bilmiyorum!
Ama senden daha adil olduğum kesin. Sen beni didiklerken, ben seni varlığının oluş anında kabulleniyorum. Durduğun yer önemli benim için, hemen bir diz yanım, bu güzel. Ara ara birbirimize bakıyoruz. Beyaz tenine dökülen sarı zülüflerinin arasından renkli gözlerindeki acıyı görüyorum. Sana değil bana dair bir acı bu.
Durumum seni üzüyor, ne var ki bana bütünüyle galip gelme isteğinden seni alıkoyan bir engel değil bu. Beni yüzde yüz çözemezsin, ben bile kendime bu oranda hakim değilim ama senden kaçamayacağım kadar paydama sahip olursan; işte o an avcımsın demektir.
Av ile avcı arasında sevgi değil, tutku vardır. Beni avlamak seni cezbediyor, bense sana av olmak için can atıyorum. Amazon ruhun tırnaklarına kırmızı ojelerle işlenmiş, bilemek için geceyi bekliyorsun. Bense bir an önce dışarı çıkıp bir şeyler yemek istiyorum.
Yeni uyandık ve güne ait çok saat var önümüzde.. Benimle kalacaksın değil mi?
Yazının yer aldığı siteye gitmek için tıklayınız!
NOT : Serinin geri kalan bölümleri için tıkla!
25.01.2011
Yazının yer aldığı siteye gitmek için tıklayınız!
NOT : Serinin geri kalan bölümleri için tıkla!
25.01.2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder