Çimenler ve deniz vardı.
Hani çimleri ezen filler betimlenir çaresizliğin hikayelerinde ve tükenişler denizin azgın sularında boğuşan bir serüvencinin son nefesidir kıyıdan çok uzakta..
..Ve zamanı ölçen herhangibir birim yetersiz ve anlamsız kalır, eğer soracak soruların alacağın yanıtlardan fazlaysa.. Sıkıldın mı aynaya bak, denizin akıntısına karşı koyarken izle kendini. Ya dibi boylayacaksın karanlık sularda veya karanlık seni boğacak aydınlığa yüzemezsen. Aynaya kızma, öfken sana geri yansımasın. Değilmi ki sokağın gürültüleri sivri buz kalıpları gibi saplanır kulaklarına ve akan kanın rengi donmuş bir kırmızıya çalar, öyle bir keşmekeş tırmalıyor duyularını. Ordasın ve sıkıştın kapanın sınırlarına, çıkmaya yeltenirsen hemen, kalırsan ağır ağır öleceksin!
- İyi misin sen?
- …
- Kendine güvenmiyorsan gitmeyelim. Yada ne bileyim, erteleyebiliriz.
- Nereye gideceğimi bilmediğimden, ne bulacağımı.. Yani.. Bulacağım beni korkutur mu, ondan da emin değilim. Gitmemek ise yerimde saymak.
- Solup gideceğine yan daha iyi!
- Güzel lafmış.
- Bir şarkı sözü.. İstersen şurada birşeyler içelim. Hem aklını toparlarsın, iyi gelir. Yanmak için bu kadar acele etme.
- Peki.
Annemmişsin gibi sözünü dinledim ve bu bana huzur verdi. Sen de hoşnuttun işte. O an ne iyiydik, koluma girdin kıkırdıyarak. Karşı kaldırımdaki kafeye yöneldik. Pembe bir motosikler geçti önümüzden.
- Aaa Vespa…
Parmağının ucuyla işaret ederek ses tonunu neşeyle yükselttin.
- Bunlardan istiyorum bir tane. Olsa.. Bir sırt çantası, atla git tatile. Böyle çiçekli bir kask, şişe tabanı gibi kalın siyah gözlükler, canım kaynakçılar takıyor ya.. Boynuma da fularım..
Kadınların hep bir planı vardır ve beklentileri onların tüketici potansiyelinin değil umduklarından mahrum kalmış eksik romantizminin itirafnamesidir. Basit dileklerin asla gerçekleşemeyeceği bir gerçekliğin hoyrat yumruklarıyla dövülmüştür bu hayat.
- Sen de gelirdin. İstersen tabii…
Kendime dair net bir şey söylememi bekleme benden ama bunu soruyor olman dahi güzel. Birinin bir başkasının kendisine yol arkadaşı seçmesi hayatı sırtlanmış kervanlarda seyyahlık ederken hoş bir iş ve kader birliği olabilir. Denemek gerek.
- Motosiklet tehlikeli değil mi?
- Bir erkek için çok ödleksin.
Bak şimdi! Beni deşerek varabileceğin bir katman yok bu yerkürede, kabuğum homojen ama bu sana bir fayda sağlamaz. Beni stepne olarak kullanma saldırganlığına.
Kollarımdan yukarı karınca sürüleri hücum ediyor, ayaklarımı ise hissetmiyorum. Başım boşlukta dönen bir rüzgar gülü gibi, sen ise anlatıyorsun hayatının pasajlarını, dinleyici olabilirdim konsatrasyonumu depremler sarsmasaydı.
- …Ondan sonra ben de döndüm dedim ki, ‘Bana bak senin derdin ne’ bir şey diyemedi tabii, ya aklın alıyor mu?..
- …Şurası.
- …İşte.. Ha olur, çökelim. Sen beni dinlemiyor musun?
- Motosiklet!
- Hayırrrrr! O bir önceki konuydu, çok adisin…
- Adi olmak için güçlü bir ego gerekir, bu da yapılandırılmış bir bilince ihtiyaç duyar. İşte o da bende yok!
- …
- Ne?
- Valla yani gurur duydum, bu kadar aklı başında bir laf ettin.. Ama sıkar hep böyle konuşursan.. Akademisyen bir sevgilim vardı, böyle bik bik bik, habire imgeler simgeler, ay beyin loplarıma dek kasardı beni, şutladım sonunda, erken de boşalıyordu zaten!
- …
- Tamam, sustum!
Süratle menüye dalıp diyalogdan uzaklaştın. Bacaklarımın dizden aşağısı kaskatı kesilmişti, fillerin ezdiği çimenlerde yuvarlanıp o katledilmişliğin kokusunu çekmek ciğerlere..
- Bu kokuya bayılıyorum! Mmmm nam nam.. Nam…
Siparişlerimiz gelmiş, ben düşerken duraanlık uçurumlarından sen elini çabuk tutup bana da birşeyler söylemişsin.
- Et sevdiğimi nerden bildin?
- Mmmm… Sert erkekler et yer, babam askerdi, o da etçildi.
Karşı kaldırımdaki pasajın içinde karanlık bir dehliz uzanıyordu. Filler ordaki çimenlerin ne kadarını ezmişti acaba?
Serinin diğer bölümleri için tıkla!
Karşı kaldırımdaki pasajın içinde karanlık bir dehliz uzanıyordu. Filler ordaki çimenlerin ne kadarını ezmişti acaba?
Serinin diğer bölümleri için tıkla!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder